22 Kasım 2010

Londra (London), İngiltere (United Kingdom-England), Birmingham`da(ya)nereler gezilir, nasıl gidilir, nerede kalınır, alışveriş nerede yapılır, ne yenir ne içilir, gece hayatı nasıldır ve daha fazlası - 3 -

Merhabalar,
Londra (London) serisinin son ve en eğlenceli bölümüne hoşgeldiniz.
Uzun uzun yazacağım, baştan söyleyeyim...

Dip not:Efendim pembe renklerde ki kelimelerim web adreslerini içermekte, merak uyandırır ve tıklamak isterseniz..


        Öncelikle, bu enlerin şehrine gidecekseniz ve kaç gün bana yeter derdine düştüyseniz, onu bir çözelim.


        Dünya metropollerinin ilk 4 üne girer bu şehir belirtmekte fayda var, bence bu da şu demek; hangi tarihte giderseniz gidin dünya orada gibi bişey. :)


        Ama kışın hiç mi hiç tavsiye etmiyorum; yok kışın farklı, yok karlı havada bambaşka filan demeyiniz, geçiniz lütfen(Paris Ayrı).
Yılda ikiden fazla gidiyorsanız, yok efendim ingiltere de evim vardanlarsanız, zaten bu blogdan uzak durun demek isterdim ama neyse size de kıyamam!! merak var yaa şu merak :)


        Donarak,her fotoğrafta atkı bere, kırmızı burun(nemli burunda da olabilir) ile nereye kadar ? :)
Olmuyor Arkadaşlar (bir kaç kere tecrübe edinilmiştir ondan) ingiliz ayazı çok fena bir yere kadar, hele ki sevgiliniz, eşiniz, ne bileyim dişi bir varlık varsa  yanınızda (onlar çoook üşüür ya :) orayı burayı gezmeyi unutun... Onu ısıtma derdi ile geçer tüm vaktiniz. :)


Her neyse;
Londra tek merkezli değil,başlı başına çokca merkezli bir şehirdir..
Şöyle ki gidecek çoook ama çoook  yer var.Yandık yani..


        Cuma ve cumartesi (her yerde değerli belki ama) bu şehirde ayrı değerli ..Ne yapıp edin,  cuma ve cumartesi günlerini, programa dahil edin..Hımmm Pazar günleri, tüm günlerden daha sönük olduğunu düşünürsek.. Dönüşünüzü pazar gününe denk getirmek, en ama en dogrusu olacaktır.


        Çok basitçe bir hesap yapacak olursa..


1.GÜN


        İlk gün yorgunluk, şu, bu günüdür yaa :) Hani gezmelere tozmalara öyle çokça vakit ayrılmaz, 'hadi gidelim, dinlenelim' diyenler çoğunluk olur ve diğerleri kaybeder. :) Bu yüzden ilk gün tam bir muğallaktır herkes için. :)(ne derseniz deyin, sabah saat 5 ya da 6 gibi kalkılır bu günlerde ( özellikle local aktarmalı yolcular ) bu yüzden birde uykusuzluk eklenir tüm yorgunluğun üzerine. Aman ne gündür şu tatilin ilk günü :) İşte bu yüzden çok az şey yapılır ya da çok şey yapılsa bile verimsiz olur.


2.GÜN


        İkinci gün, Londra' ya ilk defa gidenlerin keşif günüdür. İlk anlarda  "ya bu şehir ne kadar küçük, aman bee bu Londra' yı ne abartmışlar!' dersiniz, sonra 'yuh burası nerden çıktı! ', ' amanın burası neresi ', ' yok daha neler, buralarda mı var! ' diye diye geçer gider zaman... Öyle büyük bir şehir yani :)


3. ve 4. GÜNLER


        Üçüncü ve dördüncü gün, alışveriş ve eğlence günleri olsun. (2 gün bile o kadar az ki, göreceksiniz ilerleyen dakikalarda. ) Ama yetinmeyi bilip,  verimli bir porgramla da bu iş halledilebilir. :)


5.GÜN


        Beşinci gün bu şehri biraz daha keşfettikten sonra, 'ahh daha gezecek, keşfedecek ne kadar çok yer var burada' diyeceğiniz gün, bundan dolayı bence 5. gün çok ama çok önemli :)
' Ne iyi ettik son gün şuralara gittik. '  diyeceğiniz, bir nebze de olsa gezinizi tamamlanmış hissedeceğiniz gündür bugün. :)
Yani efendim özetle, 5 gece 6 gün gibi bir zamana ihtiyacınız var.


        'Yok, benim daha az günüm var. ' diyenler kırpsın yazılarımdan, kısımlara ayırsınlar,  onlara da süper şeyler çıkar hiç korkmasınlar. :)


        Dedim ya, bu son seriyi uzataraaaaaaaaaak yazacağım :)
Eğer sıkıldıysanız, kaçırdıklarınız daha sonra, canınızı daha çok sıkabilir, ona göre...:)


Şimdi gelelim gezmelere tozmalara;


        Türkiye den uçaklar, genellikle ögleden önce Londra' ya  iniyorlar. Şehir merkezine ulaşmanız pasaport kontrol, valiz alma gibi şeyleri de eklerseniz 2,5 saat gibi, eh minimum da 1 saat diyelim...


        Tabi ki öncelikle bavullardan kurtulmak gerekli, hotele ya da kalınacak yere varılmalı...
" 2. seride, kalınacak yerlerle ilgili ayrıntılı yazdım bakınız "


OXFORD STREET macerası;


        Öncelikle varış gününüz cumartesi değilse (ki bu iyi bir şey) kendinizi Oxford Street`e atmanızda pek bir fayda görüyorum.
Ama hemen hotelinizin önünden taksiye ya da bir ulaşım aracına binmeyiniz.Otel civarında en az 15 dakikalık bir keşif yürüşü yapmak, size değişik artılar katabilir.
Şöyle ki;  hiç beklemediğiniz eğlenceli bir şeyler olabilir civarda ve son gün farkına varmak acı verirrr çok ona göre... :)


        Neyse Oxford Street' e Marble Arch tarafından start vermek güzel olacaktır, sonlara doğru Soho Square bölgesinde soluklanarak süper bir ilk gün 5 , 6 saati geçirebilirsiniz.
Kanımca hemen ilk gün alışveriş yapmamak, ' yok burası süper,  burası çok ucuz ' olaylarına kapılmamak gerek. Neden derseniz, gerçekten o kadar çok alışveriş yapabileceğiniz yer ve seçenek var ki, bence her yere girin çıkın bu ilk günde ve sonrasında ' sunlar iyiydi, sunlar tamamdır' diyerek, 3. günde falan alışverişe başlayın. :) Merak etmeyin ürünler bitmez, dikkat ettiğim bir şey de bu çünkü ; herşeyden çokça var mağazalarda. :)


        Öncelikle milletin elinde en çok göreceğiniz poşet Primark Store poşetleri olacak hiç şaşırmayın. :)
Hemen Oxford Street' in başlangıcında yani Hyde Park' ın ucuna da tekabül eden bir yerlerde konumlanmakta Primark Store..




      Çok ama çoook ucuzzz bir yerrr. Gezilmeli ama sakın H&M le falan bir tutmayın fena darılırım. :) bizdeki lcwaikiki, collezione dan bir alt kademe, ama dehşet çeşitli ürünler satan bir yer. Hani bunu alayım dersiniz ama sonra farkına varırsınız ya almışım ama hiç kullanmamışım, öyle şeyler satıyorlar sanki :)


        Primark' ın 200m sonrasında vitrini ile size kur yapmaya başlayacak olan, insanların gözlerinin parlayarak girdiği bir mağaza çıkacak hemen karşınıza:   "Selfridges"
Gerçekten abartısız en az birkaç saat burada harcanabilir. Özellikle ev aksesurları kısmını şiddetle tavsiye ederim. Mesela kutulama sanatını aşmış bu arkadaşlar.
Fiyatlar korkutacaktır belki.. Ama korkmayınız efendim muadilleri bir yerlerde sizleri bekliyor olacak. :) Hatta gitmeden önce web sitesini ziyaret edip, bilgi sahibi de olabilirsiniz.


        Sonrasında buranın low copysi tadında Debenhams ve John Lewis karşınıza çıkacaktır. Keyifle gezebilirsiniz efendim.


        Ama şunu da farkedeceksiniz ki; bu büyük mü büyük mağazaların aralarında kalan diğer mağazaların bazılarında (ki eğer girme zahmetinde bulunursanız ) özellikle bayan şahsiyetler için inanılmaz gece kıyafetleri ve aksesuarlar, Türkiye de pişti olmadan hemde, oldukça uygun fiyata bulunma şansları var. Jane Norman bunlardan biri mesela...
Tr de havanız olur, inanın öyle güzel şeyler var ki;  hem de her tip, her çeşit hanımefendiye uygun :) Ve dediğim gibi birde uygun fiyata...


Dip Not:
a-Unutmadan araya kaynatalım bu gibi mağazalarda ' bana gizli indirim yapar mısınız?' diye sorun, inanın %10 ile %20 arası indirim yapıyorlar, şaşırıp kalıyorsunuz. Buna İngiltere'de gizli indirim diyorlar, biraz ısrar edin sevecen olun başarırsınız, eh birde üstüne taxfree yi aldınız mı sizden keyiflisi olmaz. :)
b-Efendim özellikle yalan olması öyle dediler ve uygulamalı bir şekilde bana uyguladılar:)cumartesi günü özellikle piccadilly circus a gelemden civarda , Covent Garden ve Oxford Street`in sonların da ki hediyelik Eşya(Londra ıvır zıvırları satan yerler)satan mağaqazalar %50 indirimli satıyorlar herşeyi.Şaka değil kazıklanmak istemiyorsanız çokça şey alacaksanız hele dikkat edin.Son anda Havalananında aman şuna da bir hediye alalım, yok Big Ben Saat kulesi maketi falan 3 katı orada ona göre:)


        Bu arada yürürken,alışverişin sonsuz gibi gözüktüğü bu caddede, ara sokaklara zaman zaman dalışlar yapmanız da fayda var. Hoş bir dünya var; hemen paralel evreninde Oxford Street`in...
Tüyo vereyim, baktınız bir sarı benizli kalabalık akışı var ara sokaklardan birine; giriniz takip ediniz çekinmeyiniz:), bakınız efendim bir şey kaybetmez tam aksine kazanırsınız.


        Mesela South Molton Street hemen Selfridge mağazasından 300 metre kadar sonra, karşı tarafta bir sokak... Giriniz buraya mesela, hoş bir kaç yer göreceksiniz. Bakın, çok kişi bilmez buraları ona göre. :) Şirin bir kaç cafe de cabası; aslında biraz Nişantaşı havası da yok değil.


        South Molton Street`in sonlarına doğru Alessi severler hatta taparlar için, sadece Alessi ürünlerinin olduğu bir mağaza var.(Marble Arch tarafından geliyoruz ona göre.)


        Efendim bu sokağı bitirdikten sonra hemen sol yapıp, direkt Oxford Street' e çıkmak iyi olacaktır.


        Ardından gözlerinizin ışıltısı altında, hafif hava kararmaya başlamış varsayıyorum... Mağazaların ve caddenin parıldayan , sihirli havası kaplamaya başlayacaktır ruhunuzu.


Dip Not: Bu arada şaşırıp kalacaksınız hep derler ya, şu Avrupa da genç nüfus yok falan filan, yalan kardeşim büyük yalan!!!her taraf rengarenk gencecik arkadaş dolu hepsi birbirinden şık , eğlenceli ve pozitif kıskanmamak elde değil...


        Gezdik gezdik acıktık. Biliyorum ama biraz daha dayanın daha ne yaptınız ki. :)


        Jonh Lewis i geçtikten hemen sonra karşı tarafta JD sports mağazası var. Spor giyinmeyi sevenler için,  bazen inanılmaz indirimleri oluyor markalarda, hani şanslıgillerdenseniz herşey olabilir. :)


        Efendim en sonunda  bitmeyecek mi dedirtenbu caddenin tam ortasına, Oxford Circus`a kavuştuk. (circus meydan denen yer karşınıza çok çıkacak.) Ayrıca Regent Street' le de kesişme noktasıdır burası. Yani önemli gibi gözüken bir yer. :)


        Bu arada buraya kadar gelmiş arkadaşlar, eğer ki; dünyada ki sayılı Apple mağazalarından birine girmek, içeride ilgi ve alakaya doymak, beleş internet ihtiyacını gidermek, birde teknolojinin bu aralar ne alemde olduğunu öğrenmek istiyorsanız,  hemen Oxford Circus' dan Regent Street' e sağdan dalıp, 200 m kadar yürüyerek buraya varabilirsiniz.


Dip not:
a-Bir dehşet faydalı bilgi  vereyim size;  Iphone4 ve ipadi  elinizi kolunuzu sallayıp satın almanız mumkun değil. önceden Apple Store web adresinden (ama benim verdiğim linkten,yoksa çok zorlanırsınız)  (üye olmak gerekli, itunes üyeliğiniz varsa o da olur), randevu almanız gerekiyor.  Ve kesinlikle randevu aldıgınız gün ve saatte orda olun, yoksa yanıyor randevunuz, sadece ürünlere bakakalırsınız.


b-Başka telefoncular da Iphone4 satıyorlar ama hepsi aylık fatura ödeme koşullu, boşuna girip onlara sorup, zaman kaybetmeyin.... Tek çare Apple Mağazaları :)


c-Bir de güzelliği var ki... Mesela ipad aldınız, onu otele götürüp saatlerce denedikten sonra beğenmezseniz iade ediyorsunuz ve cık demiyorlar, hemen iade alıyorlar. :)
Bu arada bir randevuda en fazla üç adet iphone ya da ipad alabiliyorsunuz. :)
Hımm çok önemli bir şey daha efendim, tax free(75 pound ve üstü alışverişlerde) alacaksanız ki alın aklınız varsa %17 geri ödeme var ve de kredi kartınızla alın unutmadan , tax free geri ödemeleri havalaanında cash odenmiyor (benden muthiş bir bilgi daha.) kredi kartlarına geri ödeme yapıyorlar.
Bu arada baya bir detaylı anlatacağım sonlarda taxfree yi, biraz teferruatlı ona göre..


        Neyse efendim Bu Regent Street' ten devam ederseniz, aşağıya doğru çok mu çok şirin Piccadily Circus' a varırsınız ki buraya gidene kadar onlarca güzel mi güzel mağaza da ayaklarınızın altında olacaktır. Dedik ya, bu Londra Alışveriş olayında aşmış mı aşmış bir şehir...


        Siz bence kaldığımız yerden Oxford Circus' dan düz yürümeye devam edin, bu caddeyi bitirmenizde ve Soho Square`a ulaşmanızda çok fayda görüyorum. :)


        Bu arada caddenin solunda bir yerlerde Top Shop`u göreceksiniz ki bu bizim Tr' de ki Top Shoplara benzemiyor. Hele ki bir erkek reyonu var, müthiş tasarım şeylerle karşılaşmanız çok olası...Denemekte fayda var. :)River Island`ıda gezebilirsiniz hoş erkek şeyleri satıyorlar.Memnunum ben mesela:)


Hatırlatma_Birde çook önemli bir bilgi daha, -önceki yazılarımda da bahsetmiştim zaten- hemen bir telefon mağazasına girin ve  kendinize bir  sim kart alın bakın buu çook önemliiiii 10 pound sadece ve orada 10 pound sizi kral yapabilir...(60 dakika tr ile konusma ve internet) azıcık sıra beklemeniz gerekecek, sabırlı olun.. Korkmayın, Oxford Street' de her adımda bir telefon mağazası var, hahaha bakkal gibi. :)


        Tasarım, uçuk kaçık, gerçekten sexy kelimesi ile harmanlanmış ayakkabılar arıyorsanız Office adında bir mağaza çıkacaktır yine sol tarafta. ( Nedense bu Oxford Street' de tüm süper mağazalar sol tarafta bence hep o taraftan yürüyün) Ayakkabılardan etkilenebilirsiniz ve hatta Tr' de herkesi kendinize hayran bırakabilirsiniz. :)


        Jack Jones,  Vero moda, Dorothy Perkins, H&M home gezilebilecek diğer güzel mağazalar...


        Bu arada hemcinslerim için söylüyorum, bizler yine bahtsız, yine talihsiz bir şekilde kadınların okyanus tadında alışveriş seçeneklerine bakaraktan, çatlıyor, sinirleniyor ve üzülüyoruz...
Yok yok yok bize yok! Bu nasıl bir haksızlıktır, anlamadım gitti! :)


        H&M TopShop ve River Island... Ancak bunlar tasarım ve Tr' den farklılık gösterebilmemizi sağlıyorlar..(Korkamyın Portobello ve bir iki yer daha var oralar sonra) H&M ürünleri TR den farklılık gösteriyor burda, bu yüzden girin ve talayın:) Bir de Zara' da farklı biraz Tr' dekilerden, avunmak için birebir. :)


SOHO SQUARE`in hikayesi;


        Artık bu caddenin. yani Oxford Street' in sonuna geldik ve ilk güne göre iyi bir performansla en az 5 saatimizi buraya adadık ve resmen acıktık mı ne? :) Size hemen Soho Square' a dalmanızı tavsiye ederim..Burası öyle bir yer ki çevresinde inanılmaz sayıda cafe, restoran, pub ve clublar var. :)Ayrıcaa hazır olunnnnn heran bir dünya starı ile karşılaşma şansınız var Lady Gaga , Brad Pitt ve Eşi(Ne kadar kibar oldu değil mi:) ve daha kimler kimler, bir prensi göremeyebilirsiniz ama diğerlerinden eminim birinden biri işte...


Dip Not:Eylülden Kasım Başlangıcına kadar Türk turistlere rastlama şansınız az.İnanın bana Aynı ülkeden kişiler çok olunca, Cool olmuyor gezmeler..Özellikle şöylee bağıra çağıra, onun bunun dedikosunu yapa yapa Türkçe konuşmak bir kere dehşet keyifli..Amsterdam a özellikle bu mümkün değil her yer Türk Turistte  ve çalışana denk gelirsiniz bu ne  kardeşim dersiniz sonra.. Almanya`yı Türk şehri gibi düşünüyorum katmıyorum bile olaya...


        Mesela ilk gün için muhteşem bir pizza ve mum ışığında turistlerin az , İngilizlerin  fazla olduğu bir yer önerebilirim(yemek konusunda seçiciyim başta da söylemiştim inanç durumları, yemek konusunda o taraflarda çok çeşit yer var benimle kısıtlamayın kendinizi)Soho Joe pizzası ve lazanyası muhteşem......Birde mekanın aydınlatması, mumlar ve ortam sizi İngiltere' de olduğunuza ikna ediyor resmen. Buranın hemen ilerisinde de "Soho Theatre" bulunmakta. Burası sanki Londralılar' ın sosyalleşme yeri gibi cıvıl cıvıl bir yer.. İçeriye girmekten çekinmeyin, çok eğlenceli, her gece özel bir gösteri ve sanatsal bir takım aktiviteler oluyor.. Sanatı, modern ingiliz tadını tatmak isteyenlere tavsiye edebilirim. Soho Square`in bir parallel sokağında.. Soho Theatreden aşağılara doğru yürümekte çok fayda var:)(Çoluklu çocuklar yürümesede olabilir, hafiften akşamları çook eğlenceli ve birazcıkta uçuk olabiliyor:) Detaylı bilgiliyi gece eğlencesi olarak aşağıda bir yerlerde yazacağım..


Hatırlatma: 10 pound = 25 tl (kredi kartı ile alışverişelerde özellikle tutar bu)


Dip Not:Girdiğiniz cafeler, restoranlar ne bileyim bazı mağazalar  hatta saçma sapan yerlerde bile wifi olabiliyor diğer Avrupa şehirleri gibi aciz değiller çok şükür bu konuda:)Kesinlikle şifre isteyin hatta acil bir durum söz konusu mu herhangi bir yere girin ve isteyin çok kibarlar şifreyi verirler...











EFENDİM YAZILARIM BİRAZ YAWAŞ GİDİYOR OLABİLİR KUSURUMA BAKMAYINIZ LÜTFEN_
YOĞUN BİR İŞ HAYATIM VAR VE BUNA TEKABÜL EDEN İŞ SEYAHATLERİM__
VAKİT BULDUKÇA HOBİ AMAÇLI YAZIYORUM VE EN BÜYÜK ZEWKİM  İLK DEFA GİDECEK OLAN HERKESE GERÇEKTEN TAM BİR FAYDA SAĞLAMAK, DERDİM BU_
ÇOK FAYDASI OLUYOR ÇÜNKÜ BENDE İLK DEFA BİR YERE GİDECEKSEM İNTERNETTEN YARARLANIYORUM_

SIRA DA DİĞER GEZDİĞİM ŞEHİRLERİ YAZACAĞIM__ELİMDEN GELDİĞİNCE SİZLERİ BİLGİLENDİRECEĞİM_

PARIS VE LONDRA YAZIM TAMAMLANACAK, HEMEN ARDINDAN MUNICH, AMSTERDAM,  BRUKSEL , BRUGGE, ALMERE, ROTTERDAM, BIRMINGHAM, HONG KONG, GUANGZOU, TAXILA , ŞAM VE HALEP, MİLANO , FRANKFURT , ASAFENBURG, KKTC , ISLAMABAD , LAHORE , KARACHI, K2 ZİRVESİ VE CİVARI , DUBAI  VE SONRASINDA TÜRKİYEMİZDE 58 ŞEHİR GEZDİM İNANILMAZ YERLER VAR ONLARDAN BAZILARINI YAZACAĞIM__

DEDİĞİM GİBİ HOBİ VE BİLGİ VEREBİLME AMACIM VAR BUNDAN KEYİF ALIYORUM_YANLIŞIM OLURSA AFF OLA_




























Neyse efendim daha devamı gelecek bilginize

1 yorum:

hepsi sizindir tepe tepe kullanın:). Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 MAN in MODE, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena